Zeynel Bey Külliyesi Kazısı

HKFK-04-ZK

Hasankeyf’in sembolü durumundaki Zeynel Bey Türbesi’nin çevresinde 2004-2005 yıllarında sürdürülen kazılarla büyük bir külliye ortaya çıkarılmıştır. Türbeden dolayı “Zeynel Bey Külliyesi” adı verilen abidelerin değişik zamanlarda yapılmış 3 medrese, 1 imaret, 1 türbe, 1 han ve Dicle kenarında 1 hamamdan oluştuğu tespit edilmiştir .

Zeynel Bey Külliyesi
Zeynel Bey Külliyesi

I. ARTUKLU MEDRESESİ KAZISI

Külliyenin en eski ünitesi olan medrese, plan ve mimari yapısıyla bütünü hakkında fikir verebilecek şekilde ortaya çıkarılmıştır . Malzeme olarak kalker taşı kullanılmış, revak ve diğer mekânları örten tonozlarda Hasankeyf’in diğer yapıları gibi pöhrenkler (pişmiş topraktan dar ağızlı testiler) tercih edilmiştir. İçten 22.50 x 22.00 m. ölçülerinde, yaklaşık kare planlı olan medresenin girişi kuzeydoğudan sağlanmıştır. Eyvan formunda tasarlanan kapı 4.80 x 2.20 m. ölçülerinde, kapı açıklığı ise 1 m. derinliğindedir . Kapı açıklığı önündeki enkaz içinden üç parça halinde yapının kitabesi bulunmuştur. Kitabede “Bu medresenin inşasını Emir Ali Bey emretti” ibareleri okunabilmektedir . Güney köşeleri dik açı yapmayan medresenin avlusu, toplam 12 payeye yaslanan tonoz örtülü revaklarla çevrilmiştir. Köşe payeleri 1.25 x 1.35 m. ölçüleri ile diğerlerinden (1.10 x 1.15 m.) daha kalın tutulmuştur. Örtü sistemi ile payelerin üst kısımları tamamen yıkılmış durumdadır. Kalan iz ve parçalarından sivri kemerli olduğu anlaşılan revakların gerisinde öğrenci hücreleri sıralanmıştır. Hücreler birer kapı ve pencere ile avluya açılmaktadır. Köşe hücrelerinin aralarına kuzey ve batıda beşer, doğuda giriş eyvanı nedeniyle dört hücre yerleştirilmiştir . Güney kanatta, tam ortada, revak açıklığını da içine alan büyük bir mescit-dershane ile iki yanında iki zaviye odası yer almaktadır. Hücrelerin bazılarında ve zaviye odalarında birer ocak bulunmaktadır. Hücrelerde, kapı eşiklerinin gerisinde ayakkabı koymak için açılmış ikişer küçük niş bulunmaktadır. Medresenin avlu ve revak zeminine düzgün taş döşenmiş ; kapalı mekânların zemini ise kalın cas harcı ile kaplanmıştır. Mescidin kıble duvarındaki insitu kalıntılarla enkaz içinden çıkan parçalardan, cephelerin cas harcından geometrik ve bitkisel kompozisyonların yanı sıra değişik karakterli yazı örnekleriyle bezendiği anlaşılmaktadır. Sonraki onarım veya yenilemeler sırasında bu süslemelerin harç içinde duvar dolgu malzemesi olarak kullanılmış olması dikkat çekicidir.

İMARET KAZISI

İmaret

Medresenin güneydoğu duvarına bitiştirilen ve planı göz önünde tutularak İmaret olarak tanımlanan yapı, 16.00 x 16.00 m. ölçülerinde kare bir plana sahiptir . Muhtemelen türbe ile birlikte Akkoyunlu döneminde inşa edilmiştir. Çünkü güney duvarında türbeden artan sırlı tuğlalar kullanılmıştır. Medreseye göre daha kalitesiz taşlarla örülen beden duvarları içten kalın bir cas tabakasıyla sıvanmıştır. Yapının ortasına gelecek şekilde “L” biçiminde tasarlanmış dört kalın paye ile duvar payelerine yaslanan sivri kemerler, üst örtü ile birlikte üzengilerine kadar yıkılmıştır. Açığa çıkarılan planı ile mimari kalıntılarından, imaretin dört eyvanlı bir şemaya sahip olduğu; orta ve köşe mekânlarının kubbe; eyvanların tonozla örtüldüğü anlaşılmaktadır . İmarete, kuzey duvarı eksenine açılmış bir kapıdan giriş verilmiştir. Ancak bu kapı geç dönemde örülerek kapatılmıştır. İki yanına, bir kısmı mevcut zeminin altında kalan cas ve kireç harcıyla yapılmış kabartma şeklinde, işlevi henüz belirlenemeyen panolar yerleştirilmiştir. Önünde, ocakları hatırlatan bir sıra düzenek mevcuttur . Üst kotta açığa çıkarılan zemin ile birlikte bazı ayakların arasının geç niteliksiz duvarlarla örülerek yeni mekânların oluşturulduğu görülmektedir. Kuzey duvarına içten yaslanan ve seki olarak nitelenen noktada açılan küçük bir sondajda, alttaki orijinal zemin de tespit edilmiştir. Her iki zemin de castan yapılmış çok düzgün bir taban sergilemektedir. İmaretin üç yöne bakan pencereleri ile batıda bitiştiği medrese duvarına yaslanan derin ve yüksek nişleri mevcuttur. Yapının güney duvarı ortasında üstteki ikinci zemin seviyesinde yarım daire planlı taştan bir mihrap nişi açığa çıkarılmıştır . Bu mekân, muhtemelen ikinci inşaat döneminde mescit olarak değerlendirilmiştir. İmaretin batı duvarı önünde, kuzey – güney doğrultuda uzanan kemerlerin enkazının bulunduğu noktada, castan oluşan harç içerisinde büyük parçalar halinde yine cas malzeme ile yapılmış kitabe parçaları bulunmuştur. Bu da yapının onarım gördüğünü ve onarım esnasında önceki döneme ait kitabe ve süslemelerin harçta kullanıldığını göstermektedir. Yine yapıda castan imal edilmiş kemerlere ait büyük boyutlu profillerin açığa çıkarılmış olması hem yapının bezemesi, hem de kemer ölçüleri hakkında bilgi vermektedir.

MENZİL HANI KAZISI

Menzil Hanı
Menzil Hanı

Medresenin kuzeyinde, doğu – batı doğrultuda uzanan ve geniş bir alanı kaplayan han yer almaktadır. Plan ve mimarisinden iki farklı dönemde oluştuğu anlaşılan yapıya doğu ve batıdan iki kapıyla girilmektedir. Malzeme ve duvar tekniği dikkate alındığında, medrese boyunca uzanan ve medresenin kuzeybatı köşesinde bir bağlantıdan sora yıkılmış olan bölümün medrese ile birlikte yapıldığını ortaya koymaktadır. Depremle yıkılan hanın kuzey ve batı kanatları, Osmanlı döneminde “menzil külliyesi” modelinde yeniden şekillendirilmiş olmalıdır . Klasik planda, avlu etrafına sıralanan han odalarının birer giriş kapısı, avluya ve dışa bakan pencereleri ile ocak nişleri bulunmaktadır. Osmanlı döneminde eklenen odalar diğerlerinden daha büyüktür. Hanın güney kanadındaki odalar tarla açımı sırasında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Medrese ile birlikte yapılan kısımlarda ise, farklı işlevlere işaret eden bir takım düzenek ve bölüm izlerine rastlanmıştır. Ayrıca odaların çoğunda yangın tabakaları tespit edilmiştir. Han da medrese ve imaret gibi geç dönemde mesken olarak kullanıldığından, günlük ihtiyaçlar için eklenen tandır, kiler ve hamam gibi ünitelerin kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

II. ARTUKLU MEDRESESİ KAZISI

II. Artuklu Medresesi
II. Artuklu Medresesi

Zeynel Bey Külliyesi’nin doğu kanadında, 2005’te yapılan kazılarla ikinci bir medrese ortaya çıkarılmıştır. Enkaz yığınlarının kaldırılmasından sonra, yapının eyvan şeklinde anıtsal girişi, avlunun iki yanına sıralanmış ikinci bir eyvanı ve farklı ölçülerde iki büyük derslik mekânı ile batıda 6 hücrenin yer aldığı kanatla birlikte L planlı bir medrese olduğu anlaşılmıştır . Medresenin kuzeyinde kalan ve kazıdan önce Osmanlı menzil külliyesine ait arastanın koridoru olduğu düşünülen alanda yapılan çalışmalar sonucunda, medreseye sonradan eklenmiş (muhdes) yapılar olduğu görülmüştür. Birkaç farklı mekânı barındıran bu bölümünün dıştan dışa ölçüleri 22.70 x 8.40 m’dir. B mekânı, medresenin örtü sistemi hakkında çok sayıda bulgu veren bölüm olarak dikkat çekmektedir. Kuzey bölümün tamamında sağlam ya da kırık halde pöhrenk parçaları (pişmiş topraktan dar ağızlı testi) bulunmuştur. Bu malzeme, örtü sistemini oluşturan tonozu hafifletmek amacıyla kullanıldığını göstermektedir. D mekânının, avluya açılan bir eyvan olduğu tespit edilmiştir. İki yanında zemini taş döşeli sekiler ve ortasında bir su sistemi (selsebil) yer almaktadır. Eyvanın karşısında 8.75 x 8.75 m ölçülerinde ve 1.75 m derinliğinde büyük bir havuz ortaya çıkarılmıştır . Eyvandaki su sistemi, kanallarla bu havuza bağlanmıştır. 3.59 m genişliğindeki giriş eyvanın, kuzey-güney doğrultusundaki derinliği 3.45 m, kapı açıklığı ise 1.25 m dir. Üç basamakla çıkılan ve iki yanında sekileri olan giriş bölümü tamamıyla kesme taştan yapılmıştır. Kapı eşiğinin ardında uzanan yine iki yanda sekilerle donatılmış giriş eyvanının bitiminde zemini taş döşeli geniş bir rampa yol kuzey-güney doğrultusunda türbeye doğru uzanmaktadır .

OSMANLI MEDRESESİ KAZISI

Osmanlı Medresesi
Osmanlı Medresesi

Külliyenin doğusunda 8 adet mekân ortaya çıkarılmıştır. 9.35 x 30.98 m ölçülerindeki bu yapı grubunun, Osmanlı döneminde külliyeye eklenmiş üçüncü bir medresenin doğu hücrelerini oluşturduğu sanılmaktadır. Güney kanatta ise daha kaliteli malzemeyle ve özenli bir işçilikle örülmüş mimari kalıntılar tespit edilmiştir . Ancak bu yapılar, turistik tesis yapmak amacıyla işletmeci tarafından dozerle büyük ölçüde tahrip edildiğinden, bütün olarak plan şeması ortaya çıkarılamamıştır. Eyvanın kuzeyinde, kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve casla örülmüş bir duvarın üzerinde yer alan çamur harcıyla yapılmış ikinci duvar, buradaki mekânlara farklı dönemlerde değişik işlevler verilerek yenilendiklerini göstermektedir. Eyvanın güneyinde yer alan N ve S mekânlarında tandır (ekmek fırını) tespit edilmiştir. Doğu açmalarının güney kanadında duvar izleri tamamen ortadan kalkmış durumda iken, kuzey bölümde zemini taş döşeli ve rampa ile çıkılan bir mekân (K mekânı) ortaya çıkarılmıştır. “Güneydoğu” ve “Doğu” bölüm olarak adlandırılan alanlar, gerçekte “L planlı” bir Artuklu medresenin kalıntılarıdır. Özgün halinde bir bütün oluşturan, ancak güneydoğu köşesi ortadan kalkmış olan medresenin 41.00 x 24.77 m ölçülerinde oldukça geniş bir avlusu bulunmaktadır . Kazı alanın tamamında bol miktarda seramik parçası ele geçirilmiştir. Bu seramik parçalarının büyük çoğunluğu sıratlı tekniğinde yapılmış olup, günlük kullanım için üretilmiş kap-kaçaklardır. Bu parçalar kayıt ve inceleme amacıyla kazı evine getirilmiştir. B ve C mekânlarında bol miktarda pöhrenk parçalarına rastlanmıştır.

ZEYNEL BEY TÜRBESİ “MEZAR ODASI” KAZISI

HKFK–07/ZKMK
Zeynel Bey Külliyesi Mezar Odası
Zeynel Bey Külliyesi Mezar Odası

Zeynel Bey Türbesi, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından oğlu Zeynel Bey için yaptırılmıştır. Türbe iki katlı kümbet formunda tasarlanmış, dıştan silindirik, içten sekizgen bir plan şeması arz etmektedir. Gövdesi üzerinde firuze ve lacivert renkli sırlı tuğlalarla mozaik çinilerden oluşan ma’kili yazı, bitki ve geometrik kompozisyonlu süsleme örnekleri ve kitabeler mevcuttur. Gövdedeki kaplama taşlarla süsleme örneklerin çoğu sökülmüş vaziyettedir. Mart 2007 tarihinde kaçak kazı sonucu Zeynel Bey Türbesi’nin mezar odası (kripta) tahrip edilmiştir . Statik sıkıntı nedeniyle daha önce türbe içinde bilimsel bir kazı yapılmasından çekinilmiş, ancak bu durum sonucunda mezar odasının (kripta) açılıp araştırılmasına karar verilmiştir. Yapılan kazı sonunda, 2.85 x 1.45 m ölçülerinde ve 1.90 m derinliğinde bir mezar odası tespit edilmiştir. Mezar odası türbenin kuzey tarafında, sıkıştırılmış toprak zemin üzerine dört sıra kesme taşla örülmüş duvarlarla çevrili bir gövde ile üzerini örten sivri kemer kurgulu düzgün bir tonozdan oluşmaktadır. Tonozun 0.10 m’lik kısmı sağlam kalabilmiş, diğer kısımları tahrip olmuştur. Mekânın tamamı castan düzgün bir sıva ile kaplanmıştır. Mezar odasının türbeyle aynı tarihte yapıldığı düşünülmektedir . Mezar odasındaki cenazeye ait iskelet, kaçak kazılar sırasında (1968 yılında da açılıp kemiklerin ortaya çıkarıldığı öğrenilmiştir) tamamen tahrip olmuş, kalan birkaç kemik parçası antropolojik açıdan inceleme yapmak üzerine kazı evi deposuna kaldırılmıştır. Çalışma 30.07.2007 tarihinde mezar odasının tekrar kapatılmasıyla sona ermiştir.

ARTUKLU HAMAMI KAZISI

Artuklu Hamamı
Artuklu Hamamı

Dicle kıyısında, “Osmanlı Hamamı” veya “Mescidi” olarak bilinen kalıntının altında, klasik planda tasarlanmış bir Artuklu hamamı ortaya çıkarılmıştır . Güneydoğu köşesinde yapılan sondajda, -2.50 m de zemine ulaşılmış, yapının özgününde muntazam kesme taş malzeme kullanıldığı görülmüştür. Osmanlı döneminde Dicle’nin taşması sonucu yıkılan hamamın yerine yapılan soyunma bölümünü, batıya doğru ılıklık ve sıcaklık bölümlerinin kalıntıları takip etmektedir. Tamamı tuğladan yapılmış külhan ve su deposu bölümleri ise yapının kuzeyine alınmıştır. Köşe mekânları tuğla örgülü, üç kenarında ısının dolaşması için taş destekler bulunan halvet hücreleri, Osmanlı döneminde daha üst kotta yeniden şekillendirilmiştir . Külhanın kuzeyinde alt kısmı taş, üstü tuğla su deposu bölümü bulunmaktadır. Külhanın Güneyinde birbirine simetrik çok köşeli düzgün kesme taştan halvet odaları ortaya çıkarılmıştır. Bu bölümde cam fanus kalıntılarına ve su künklerine rastlanılmıştır. Halvet odalarının zemininde kullanılan kare ayaklarla taşların sıcak havanın dolaşması için karşılıklı olarak yerleştirildikleri anlaşılmıştır. Artuklu Hamamı, Hasankeyf’te plan ve mimari özellikleriyle ortaya çıkarılan tek örnek durumundadır.