Şâb Camii ve Çevresi Kazıları

HKFK-06-ŞAB

2006 yılında, halk arasında Molla Halil veya Şâb Camii olarak anılan 54.00 m uzunluğunda, 32.50 m genişliğinde ve 8.00 m derinliğindeki alanda gerçekleştirilen kazılarda dört farklı döneme ait yapı kalıntıları ortaya çıkarılmış ve Hasankeyf mimarisine yeni bir halka eklemiştir .

2004 yılı kazılarıyla ortaya çıkarılan Yamaç Külliyesi Camii’nin plan ve mimari açıdan bir benzeri olarak karşımıza çıkan Şâb Camii, harim, son cemaat yeri ve avludan oluşmaktadır . Enine dikdörtgen planlı harim, üzeri muhtemelen beşik tonoz örtülü, tek neften oluşan bir yapıya sahiptir. Moloz taş ağırlıklı dolgu duvar tekniği ile örülmüş, iç mekân casla sıvanmıştır. Anıtsal yapıdaki taç kapısı, diğer kapı ve pencere söveleri ile mihrapta kaliteli, düzgün kesme taş kullanılmıştır. Enkaz yığınları arasından çok sayıda geometrik ve bitki motifleriyle süslenmiş taşlarla mukarnas yuvaları, bitki bezemeli alçı (cas) pano parçaları ele geçirilmiştir . Bu malzemelerin kapı ve pencerelerle mihraba ait olduğu düşünülmektedir. Ayakta kalan kıble duvarının üst seviyesinde casla oluşturulmuş kalın bir kitabe kuşağının izleri bulunmaktadır.

Mihrabın insitu halde kalmış mimari bezemesi ile alana dağılmış örnekleri bir araya getirildiğinde, Yamaç Külliyesi mihrabı ile aynı kurguya sahip olduğu görülmektedir. Burada yazı kuşağını oluşturan insitu durumdaki taşlar fazlaca aşınmış haldedir. Revak biçiminde düzenlenen son cemaat yeri harim ile aynı kotta tutulurken, kuzeydeki geniş avlunun daha düşük kotta olduğu gözlenmiştir. Tüm zemin kaliteli kesme taşla kaplanmış olup avluda uzun dikdörtgen bir havuz yer almaktadır .

Şâb Camii, topografik konum olarak da ilginç bir görünüm sergilemektedir. Hasankeyf’in kayalık kesiminde düz zemin olmadığından, vadide büyük programlı bir cami için (Roma dönemi yapılarının sağlam mimarisi göz önünde tutulmuş olmalı) I. Kale Kapısı ile dükkânların tonozlu örtü sistemi uygun görülmüş ve cami (daha sonra da mescit) bu zemin üzerine oturtulmuştur. Ancak kemerler üzerinde taşındığı anlaşılan su kanalı ve Kale yolunun bulunduğu vadi kesimi daha çabuk çökmüş ve günümüze ulaşamamıştır. Kalan kısımları da altı boş olduğundan, her an yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır.